Onluk nedir örnek ?

Ruhun

New member
Onluk Nedir? Bir Hikâye Üzerinden Anlamak

Bir akşam, iş yerinden dönerken Fatma, kafasında bir soru ile yürüyordu: Onluk nedir? Bunu birkaç kez duymuştu ama gerçek anlamını asla net olarak kavrayamamıştı. Aşağı mahallede bir kafede, yıllardır tanıdığı bir arkadaşına rastladığında, sohbet konusunun kaymasıyla aklına bu soru geldi.

"Onluk" hakkında daha önce hiç düşünmemişti, ancak birkaç dakika sonra kendini, adeta bir tarihi derinlik taşıyan bir konuşmanın içinde buldu. İşte hikâye böyle başladı.

Bir Zamanlar, Bir Köyde: Onluk ve Toplumsal Normlar

Fatma'nın arkadaşı Hasan, çocukluk arkadaşıydı. Hasan, köylerinde büyüdükleri yıllardan hatırladığı bir şeyi paylaşmaya başladı. "Bizim köyde, onluk aslında bir kavram değil, bir yaşam biçimiydi," dedi. "Köyde yaşayan insanlar genellikle çok geç saatlere kadar çalışırlardı. Tarla, bahçe, ağaç, her şeyle ilgilenilirdi. Ama bir gün, köyün ileri yaşlardaki kadını, kendi deneyimlerinden bahsederken şöyle demişti: 'Her işin kendine ait bir ölçüsü vardır. Bir onluk kadar.'"

Fatma'nın gözleri parladı. Onluk bir ölçü müydü, yoksa bir kavram mı? Hasan, Fatma'nın yüzündeki meraklı ifadeyi fark etti ve devam etti:

"Bir onluk, o kadar değerliydi ki, o zamanki insanlar için sabah kahvaltısından önce birkaç saat çalışmak ya da bir evi temizlemek gibi günlük işlerde bir denetim ve düzen aracıydı. Zamanla bir sembol halini aldı. Ancak, önemli olan, bu sembolün insanlar arasında toplumsal bir dengeyi sağlamasıydı. Kadınlar, bu onluğu evin içindeki uyum için kullanırlardı. Ev işlerinde bir plan yapar, saatlere bölünmüş bir düzen içinde her şey yerli yerine otururdu. Erkekler ise onluğu işlerini stratejik şekilde organize etmek için kullanırlardı. Çalışma saatlerini ve işlerini düzenlerken, her şeyin bir ölçüsü vardı. Bir onluk kadar düzenli olmalıydılar."

Fatma, biraz daha dikkatle Hasan'ı dinledi. "Bu, kadınların işlerindeki planlılığı ve erkeklerin stratejik bakış açısını nasıl etkiliyordu?" diye sordu.

Erkekler ve Çözüm Odaklı Yaklaşımlar: Stratejik Düşünme

Hasan, derin bir nefes aldı ve cevabını verdi. "Erkekler için onluk, bir tür strateji olarak görülürdü. Onlar, günün her anını, hangi işin ne kadar süreceğini hesaplayarak geçirirlerdi. Onluk bir zaman dilimi, yaptıkları işin etkinliğini artırmak için bir fırsattı. Örneğin, sabah 8'den 10'a kadar tarlada çalışacaklarsa, bu süreyi mümkün olan en verimli şekilde kullanmak için her türlü çözümü düşünürlerdi. Onlar için işin zamanlaması ve düzeni her şeydi."

Fatma, Hasan'ın sözleriyle düşünmeye başladı. "Yani, erkekler onluk zamanı sadece işlerini düzenlemek için değil, aynı zamanda daha fazla iş yapabilmek için de kullanırlardı. Ama kadınlar... Onlar nasıl görüyordu?" diye sordu.

Kadınların Empatik Yaklaşımı: İlişkiler ve Zamanın Kendisini Anlamak

Hasan biraz düşündü ve gülümsedi. "Kadınlar ise zamanla daha çok ilişkiler ve empati kurma biçimlerini şekillendirirlerdi. Onluk, onların ev içindeki düzenini, insan ilişkilerini ve toplumsal rolleri nasıl dengeleyeceklerini belirleyen bir faktördü. Tarlada, mutfakta veya evde olsalar da, kadınlar işleri sadece bitirmek için değil, aynı zamanda etrafındaki insanların ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak yaparlardı. Bir onluk, onların iş yüklerini değil, ruh hallerini dengelemeleri için bir araçtı."

Fatma bu açıklamalardan oldukça etkilenmişti. "Yani kadınlar, bu onluğu sadece işlerini bitirmek için değil, aynı zamanda evdeki atmosferi ve insanlar arasındaki dengeyi sağlamak için kullanırlardı. O zaman, onluk bir şekilde toplumsal ilişkilerin ve güvenin inşasında bir araç haline geliyordu," dedi.

Hasan başını sallayarak, "Evet, tam olarak. Toplumsal ilişkiler, onların gündelik işlerdeki zamanını nasıl geçireceklerini etkiliyordu. Bir onluk, bir arada olma biçimiydi; sadece iş değil, aynı zamanda iletişim de içerirdi. Bu, erkeklerin stratejik yaklaşımının aksine, daha çok duygusal bir denetim şekliydi," dedi.

Onluk ve Tarihsel Toplumsal Değişim: Kadınların İşleri ve Erkeklerin Stratejileri

Fatma, bu sohbeti düşünerek, son birkaç yüzyılda toplumsal normların ne kadar değiştiğini fark etti. Eskiden, bir köydeki onluk, çok daha somut bir şeydi. Kadınlar ev işlerini planlarken ve erkekler dışarıdaki işleri organize ederken birbirlerine bağımlıydılar. Ama günümüzde, toplumsal yapılar değişmişti. Kadınlar artık dışarıda da çalışıyor, kariyer peşinde koşuyor ve kendi stratejilerini oluşturuyorlardı. Erkekler ise evde daha fazla zaman geçirmeye başlamıştı, ancak onluk zaman dilimlerinin ev içindeki dengeyi nasıl etkileyeceğini hala anlayamamışlardı.

Fatma'nın kafasında bir soru belirdi: Peki, onlukların bugünkü toplumda hala bir karşılığı var mı? Hala, toplumsal cinsiyet ve iş bölümü, onluk gibi kavramlarla şekilleniyor mu?

Düşünmeye Davet: Onluk Hala Geçerli mi?

Hikâye sona erdiğinde Fatma, Hasan'a son bir soru sormadan edemedi. "Bir onluk hala geçerli mi? Bugünün dünyasında, zaman hala toplumsal cinsiyetle mi ölçülüyor? Bizim ilişkilerimiz, toplumsal yapılarımız, hala ‘bir onluk kadar’ mı düzenli?"

Okurlarımıza da bu soruyu bırakıyorum: Bugünün dünyasında, toplumsal normlar zamanın nasıl kullanıldığını ve işlerin nasıl yapılacağını hala şekillendiriyor mu? Onluk, sadece bir geçmiş kavram mı, yoksa gelecekte de bir anlam taşıyabilir mi?